top of page
  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • YouTube
  • TikTok

Esmâ-ül Hüsnâ

Esmâ-ül Hüsnâ
Esmâ-ül Hüsnâ

1

Allah (اللَّهُ) : Tek yaratıcının özel ismi, varlığı zorunlu olan, bütün kemâl sıfatları kendisinde toplayan hakiki ma‘bûd.

2

er-Rahmân (الرَّحْمنُ) : Sonsuz merhametiyle lütuf ve ihsanda bulunan.

3

er-Rahîm (الرَّحِيمُ) : Rahmetiyle hey şeyi kuşatan.

4

el-Melik (الْمَلِكُ) : Bütün varlıkların sahibi/hükümdârı.

5

el-Kuddûs (الْقُدُّوسُ) : Eksiklik ve kusurlardan münezzeh/uzak olan, bütün kemâl sıfatları kendisinde toplayan.

6

es-Selâm (السَّلاَمُ) : Esenlik ve selamet veren, yaratılmışlara özgü değişikliklerden ve yok oluştan münezzeh olan.

7

el-Mü’min (الْمُؤْمِنُ) : Bütün mahlûkâta emniyet/güven veren ve kendisine güvenilen.

8

el-Müheymin (الْمُهَيْمِنُ) : Kâinatın bütün işlerini gözetip yöneten, her şeyi hükmü altına alan.

9

el-Azîz (الْعَزِيزُ) : Ulu, galip, her şeye üstün gelen izzet sahibi.

10

el-Cebbâr (الْجَبَّارُ) : Dilediğini yaptırma gücüne sahip olan, her şeyi tasarrufu altına alan ve iradesini her durumda yürüten.

11

el-Mütekebbir (الْمُتَكَبِّرُ) : Büyüklüğünü izhar eden, son derece ulu, yüce.

12

el-Hâlik (الْخَالِقُ) : Her şeyin yaratıcısı, hikmeti gereği her şeyi ölçülü yaratan.

13

el-Bâri’ (الْبَارِئُ) : Yoktan yaratan, maddesi ve örneği olmadan îcat eden.

14

el-Musavvir (الْمُصَوِّرُ) : Varlığa şekil ve sûret veren.

15

el-Gaffâr (الْغَفَّارُ) : Kusur ve günahları örten, çokça bağışlayan.

16

el-Kahhâr (الْقَهَّارُ) : Yenilmeyen, dilediğini yerine getiren, kendisine her şeyin boyun eğdiği yegâne kudret ve tasarruf sahibi.

17

el-Vehhâb (الْوَهَّابُ) : Karşılıksız olarak çokça nimet veren ve ihsanda bulunan.

18

er-Rezzâk (الرَّزَّاقُ) : Maddî ve manevî bol rızık veren, her türlü rızık imkânlarını yaratan.

19

el-Fettâh (الْفَتَّاحُ) : Hayır kapılarını açan, hükmüyle adaleti sağlayan.

20

el-Alîm (الْعَلِيمُ) : İlmi ile her şeyi kuşatan.

21

el-Kâbıd (الْقَابِضُ) : Her şeyi teslim alan, hikmeti gereği rızkı ve her türlü nimeti ölçülü veren, eceli gelenlerin ruhlarını teslim alan.

22

el-Bâsıt (الْبَاسِطُ) : Rızkı ve her türlü rızık imkânını genişleten, ömürleri uzatan.

23

el-Hâfıd (الْخَافِضُ) : Kâfirleri ve zalimleri alçaltan.

24

er-Râfi` (الرَّافِعُ) : Müminleri yükselten, izzetli ve şerefli kılan.

25

el-Muizz (الْمُعِزُّ) : Yücelten, güçlü ve aziz kılan.

26

el-Müzill (الْمُذِلُّ) : Boyun eğdiren, değersiz kılan.

27

es-Semî` (السَّمِيعُ) : Her şeyi işiten.

28

el-Basîr (الْبَصِيرُ) : Her şeyi gören.

29

el-Hakem (الْحَكَمُ) : Nihâî hükmü veren.

30

el-Adl (الْعَدْلُ) : Adaletli, her şeyi yerli yerinde yapan.

31

el-Latîf (اللَّطِيفُ) : En gizli ve ince hususları dahi bilen, lütufta bulunan, zâtı duyularla algılanamayan, fiillerini rıfk ile gerçekleştiren.

32

el-Habîr (الْخَبِيرُ) : Gizli ve açık her şeyden haberdar olan, dilediğini haber veren.

33

el-Halîm (الْحَلِيمُ) : Sabırlı, acele ve kızgınlıkla muamele etmeyen, kudreti olduğu hâlde hemen cezalandırmayan.

34

el-Azîm (الْعَظِيمُ) : Zat ve sıfatları bakımından pek yüce olan, azametli olan.

35

el-Gafûr (الْغَفُورُ) : Çok affedici ve bağışlayıcı olan.

36

eş-Şekûr (الشَّكُورُ) : Yapılan iyi amellerin karşılığını bolca veren.

37

el-Aliyy (الْعَلِيُّ) : Yücelik ve hükümranlıkta kendisine eşit veya kendisinden daha üstün bir varlık bulunmayan.

38

el-Kebîr (الْكَبِيرُ) : Zâtının ve sıfatlarının mahiyeti bilinemeyecek kadar büyük ve ulu olan.

39

el-Hafîz (الْحَفِيظُ) : Her şey gözetiminde olan, koruyan ve kainatı dengede tutan.

40

el-Mukît (الْمُقِيتُ) : Mahlukatın gıdasını yaratıp veren, güç yetiren ve koruyup gözeten.

41

el-Hasîb (الْحَسِيبُ) : Hesaba çeken, her şeyin neticesini bilen.

42

el-Celîl (الْجَلِيلُ) : Hiçbir kayıt ve kıyas kabul etmeksizin azamet sahibi, kıymeti ve mertebesi en yüce olan.

43

el-Kerîm (الْكَرِيمُ) : Çok cömert, nimet ve ihsanı bol olan.

44

er-Rakîb (الرَّقِيبُ) : Gözeten, koruyan ve bütün işler murakabesi/kontrolü altında olan.

45

el-Mücîb (الْمُجِيبُ) : Dua ve dilekleri kabul eden.

46

el-Vâsi` (الْوَاسِعُ) : İlmi, rahmeti ve kudreti her şeyi kuşatan.

47

el-Hakîm (الْحَكِيمُ) : Her işi, emri ve yasağı yerli yerinde olan.

48

el-Vedûd (الْوَدُودُ) : Müminleri seven ve onlar tarafından da sevilen.

49

el-Mecîd (الْمَجِيدُ) : Her türlü eksiklikten münezzeh, lütuf ve ikramı bol olan.

50

el-Bâis (الْبَاعِثُ) : Ölüleri dirilten, peygamberler gönderen.

51

eş-Şehîd (الشَّهِيدُ) : Her şeye muttali olan, kendisine hiçbir şey gizli kalmayan.

52

el-Hakk (الْحَقُّ) : Bizzat ve sürekli olarak var olan, varlığı kendinden olan, ulûhiyet ve rubûbiyeti gerçek olan.

53

el-Vekîl (الْوَكِيلُ) : Bütün yaratıkların işlerinin görülmesinde güvenilip dayanılan, bu konuda tam yeterli olan.

54

el-Kavî (الْقَوِيُّ) : Gücü ve kuvveti her şeye yeten.

55

el-Metîn (الْمَتِينُ) : Acizliği, zafiyeti ve güçsüzlüğü olmayan, güçlü olan.

56

el-Velî (الْوَلِيُّ) : Müminlere dost ve yardımcı olan.

57

el-Hamîd (الْحَمِيدُ) : Çok övülen, bütün övgülere ve övgülerin en yücesine layık olan.

58

el-Muhsî (الْمُحْصِي) : Gizli ve âşikâr her şeyin ölçü ve sayısını bütün ayrıntılarıyla bilen.

59

el-Mübdi’ (الْمُبْدِئُ) : Her şeyi yoktan var eden.

60

el-Muîd (الْمُعِيدُ) : Varlıkları ölümlerinden sonra tekrar yaratan.

61

el-Muhyî (الْمُحْيِي) : Hayat veren, yaşatan ve dirilten.

62

el-Mümît (الْمُمِيتُ) : Öldüren, canları kabzeden.

63

el-Hayy (الْحَيُّ) : Ezelî ve ebedî olarak diri ve ölümsüz olan.

64

el-Kayyûm (الْقَيُّومُ) : Varlığı kendinden olan, her şeyin varlığı kendisine bağlı olan, kâinatı idare eden.

65

el-Vâcid (الْوَاجِدُ) : Her şeyi bilen, hiçbir şeye muhtaç olmayan, emrini ve isteğini daima gerçekleştiren.

66

el-Mâcid (الْمَاجِدُ) : Şânı yüce ve sonsuz kerem sahibi olan.

67

el-Vâhid (الْوَاحِدُ) : Bir, tek, yegâne varlık; zâtında, ilah ve rab oluşunda ortağı olmayan.

68

es-Samed (الصَّمَدُ) : Herkesin kendisine muhtaç olduğu, kendisi ise kimseye muhtaç olmayan, ezelî ve ebedî olan.

69

el-Kâdir (الْقَادِرُ) : Her şeye gücü yeten.

70

el-Muktedir (الْمُقْتَدِرُ) : Güç ve kuvvetinde hiçbir sınır olmayan.

71

el-Mukaddim (الْمُقَدِّمُ) : Hikmeti gereği istediğini öne alan, ileri geçiren.

72

el-Muahhir (الْمُؤَخِّرُ) : Hikmeti gereği dilediğini geriye bırakan.

73

el-Evvel (الأَوَّلُ) : Varlığının başlangıcı olmayan, ezelî olan.

74

el-Âhir (الآخِرُ) : Varlığının sonu olmayan, ebedî olan.

75

ez-Zâhir (الظَّاهِرُ) : Varlığını ve birliğini belgeleyen birçok delilin bulunması açısından varlığı açık olan.

76

el-Bâtın (الْبَاطِنُ) : Zâtı itibarıyla gizli olan, bütün gizlilikleri bilen.

77

el-Vâlî (الْوَالِي) : Kainatı yöneten, onlar için gerekli olan her şeyi üstlenen.

78

el-Müteâlî (الْمُتَعَالِي) : Noksanlıklardan berî, aşkın ve yüce olan.

79

el-Berr (الْبَرُّ) : Çokça iyilik eden.

80

et-Tevvâb (التَّوَّابُ) : Kullarını tövbelerini kabul eden.

81

el-Müntakım (الْمُنْتَقِمُ) : Suçluları yaptıklarına karşılık cezalandıran.

82

el-Afüvv (الْعَفُوُّ) : Çokça affeden.

83

er-Raûf (الرَّؤُوفُ) : Merhameti ve şefkati çok olan.

84

Mâlikü’l-mülk (مَالِكُ الْمُلْكِ) : Mülkün gerçek sahibi, tüm mevcûdâtı idare eden.

85

Zü’l-celâli ve’l-ikrâm (ذُو الْجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ) : Sonsuz yücelik ve ikram sahibi olan.

86

el-Muksit (الْمُقْسِطُ) : Adaleti gerçekleştiren, hakkaniyetle hükmeden.

87

el-Câmi‘ (الْجَامِعُ) : Dünya ve ahirette bütün mahlûkâtı bir araya getirme kudretine sahip olan.

88

el-Ganî (الْغَنِيُّ) : Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan.

89

el-Muğnî (الْمُغْنِي) : İhtiyaçtan kurtaran zengin kılan.

90

el-Mâni` (الْمَانِعُ) : Hikmeti gereği engel koyan, mani olan.

91

ed-Dârr (الضَّارُّ) : Hikmeti gereği elem ve zarar verici şeyleri yaratan.

92

en-Nâfi` (النَّافِعُ) : Hayrı ve faydayı yaratan ve veren.

93

en-Nûr (النُّورُ) : Nurlandıran, her şeyi aydınlatan, kalplere nur ve iman veren.

94

el-Hâdî (الْهَادِي) : Doğru yolu gösteren, hidâyete erdiren.

95

el-Bedî` (الْبَدِيعُ) : Örneksiz ve benzersiz olarak yoktan yaratan.

96

el-Bâkî (الْبَاقِي) : Varlığı sürekli olan, ebedî, sonsuz olan.

97

el-Vâris (الْوَارِثُ) : Varlığının sonunun bulunmaması vasfıyla kâinatın gerçek sahibi.

98

er-Reşîd (الرَّشِيدُ) : Yol gösteren, her işi isabetli olan.

99

es-Sabûr (الصَّبُورُ) : Günahkârları hemen cezalandırmayıp onlara mühlet tanıyan.
bottom of page